Friday, 4 December 2009

Thank you

Londra oncesi sevdigim herkesi bir arada gormek istiyordum. Uzun bir seyahat olmayacakti, ama yanimda onlardan da bir parca goturmek istiyordum. Zor bir donem geride kalmak uzereydi. Haftalardir ilk kez hayatimda gercekten olan insanlari kendimden uzaklastirdigimi fark ettim. Bir tur kendine gelme diyebiliriz. Bazi cizgilerin hic asilmamasi gerektigini gordugum an benim icin farkli bir kapi acilmisti. Sinirlarimiz bizi ne kadar koruyor? Sinirlarimiz oldugunu dusundugumuz cizgiler zorlandiginda nereye kadar tolore edebiliriz? Ya da bunun ne kadar ilerisine gecebiliriz?

Yeni yil oncesi hepimizin sehirde oldugu ender bir zamandi. Organizasyon isini tamamen ben ustlendim. Yeni yila sayili gunler kalmis olmasina karsin yazdan kalma muhtesem bir İstanbul aksami. Zuma Ortakoy’de sevdigim insanlar, Bogaz’a yansiyan dolunay..arka planda Black Eyed Peas’den “Meet me halfway”. Bu sene benim icin farkli bir seneydi. Hayatimdaki en onemli 3 kadindan biri ile vedalasmakla yuz yuze kaldim. Onu en son gordugumde bana cesaret vermek istercesine elimden tutarak soyledigi “sen cok ozelsin..sana bu degeri verecek kisileri hayatinda tut” sozleri su an daha bir anlam kazaniyor. Ona verdigim sozu tutabildim mi? Sanirim artik evet.

Yaz ortasi gibi baslayan duygusal dalgalanmalarim. Dogru oldugunu dusundugum biri icin kendimi hirpalarken aslinda gercekten sevebilecegim baska biri oldugunu fark etmem. Onun icin verdigim mucadele ve sonrasinda ondan duydugum tek bir cumle ile onunla ilgili inandigim herseyin yerle bir olmasi. Aslinda en cok icinizi acitan birbirinizle paylastiginiz onca ozel hikaye..hayalleriniz..korkulariniz..kalp kirikliklariniz..aileniz..arkadaslariniz..ozeliniz..ve tum bu paylasimin sonrasinda o insanin sokaktaki bir yabancidan bile daha uzaginizda durmasi. Sevgi ya da ask. Ne oldugunun artik bir onemi yok.

Ote yandan is hayatimla ilgili cok buyuk acilimlar oldu. Hayallerime bir adim daha yaklastigimi hissettiren gelismeler. New York yeniden gundemde. Olmak istedigim yer..insanlar. Hersey daha farkli gorunuyor su an. Bu seneyi dusundugumde buyudugumu soyleyebilirim.

Bu blog'u ilk planladigimda aslinda cok bencilce bir dusuncem vardi. Yasadiklarimi, anlatamadiklarimi, duygularimi tanimadigim kisilerle cok net bir sekilde paylasmak. Allen ya da yasam tarzi degildi aslinda cikis noktam. Gordugumuz ya da yasadiklarimizin ardinda aslinda neler oldugunu kesfetmekti. Ilk birkac yazidan sonra pek cok kisinin Allen ve arkadaslarinin hayatlarindan cok kendi yasamlarindaki benzerlikleri gorerek yalniz olmadiklarini hissettikleri icin yazilarimi takip ettigini gormeye basladim. Bazilarinizi hic gormedim. Sadece yorumlariniz ve dusunceleriniz vardi. Bazilarinizla tanisma firsatim oldu. Yazilarima konu olan ve hayatimdaki insanlar ise benimle ilgili farkli bir yonu kesfettiler. Kimisi buna yetenek dedi. Kimisi duygusal bir patlama. Ben ise sadece oldugumu yansitmak; yasadiklarimi, sorularimi, cevaplarimi paylasmak istedim. Bu surecte yanimda oldugunuz icin hepinize tesekkur ediyorum.

Sextourage yakinda cok farkli bir platformda sizinle birlikte olacak.

Hepimiz icin guzel bir sene diliyorum.







video

Monday, 21 September 2009

Human Nature

Yagmurlu bir aksamustu..pencere acik. Perdenin altindan kurtularak uzerime esen o tatli serin esinti. Gokyuzu hem bulutlarla dolu, hem de parlak bir mavi isik gozumu aliyor. O an, ilk kez asik oldugum o yaz; ve Cesme’deki odam gozumde canlandi. iPod’umda siradaki sarkinin MJ’den Human Nature olmasi daha da ironic degil mi? :) Yaz sonuydu..O artik Cesme’de degildi. Ailesi ile birlikte yasadigi sehre donmustu..ben ise tum itirazlarima ragmen annemin zoruyla okullar acilmadan son bir kez yazliga getirilmistim! O’nsuz burda olmak istemiyordum..bir sure sonra sahile ciktigimda bulutlarin arasindan denizin ustune dusen isik huzmeleri beni biraz neselendirmisti..cocukluk iste. Sanirim 12 yasindaydim. Ilk askim..ve sonbahar.

Istanbul’a sonbahar resmen geldi. Dun Selin’le Nisantasi’nda yakalandigimiz yagmurdan kacmak icin girdigimiz Gucci’de kredi kartimi bir sure iptal edecek daha farkli bir firtinaya yakalanmis olmanin da etkisi ile bugun evden cikmamaya kararliydim. Sabahlari triple shot espresso ve ardindan yarim saatlik bir kosuyu yeni rutinim olarak hayatima aldigimdan bu yana pek cok kisi cok zayifladigimi dusunuyor. Ben aynaya baktigimda gordugum adamdan her zaman hoslandigimi dusunsem de sanirim bu halimi daha cok seviyorum. Oglene dogru telefon caldiginda ekrana bakmadan acarak kendime kucuk bir oyun oynadim :) “Seni bugun nereye goturecegime inanamazsin” diyen bu cekici ses tabiki Mert’ten baskasi degildi. Londra’dan yeni donmustu. Onun bu yurtdisi isleri yuzunden istedigimiz kadar zaman geciremesek de Istanbul’da oldugu zamanlarda ikimiz icin kaliteli zaman ayirabiliyorduk. Her zaman aliskin oldugumuzdan daha farkli birsey yapacagimiz kesindi ve detayini sormadan hazirlanip Cihangir’e gectim. Unlu olma yolunda adimlar atan ama benim tarz olarak pek begenmedigim yakin bir arkadasi, evinde bir video klip cekiyordu. Ben produksiyon masrafindan kacmak icin boyle birsey yaptigini dusunurken aslinda bunun altinda arkadaslarla birlikte biraz dagitarak eglenme temasi oldugunu tahmin etmemistim. Biz gittigimizde ev tam bir parti modundaydi. Reklamcilar, oyuncular.. le bohème foule :) Kemal ile daha once Mert’in evinde birkac kez karsilasmistim. Bizi salonun en hareketli (!) bolumune alip birkac kisi ile tanistirdiktan sonra cekim yaptigi odaya gecti. Mert’in kulagina egilerek bu ortamda cok kalamayacagimi soylemeye hazirlaniyordum ki bir cift mavi gozle karsilastim. “Merhaba”. Bu kelime dogru zamanda kullanildiginda cok etkili olabiliyor :) “Sen de mi oyuncusun?”. Beni oyuncu olarak dusunmesinin nedeni dunku firtinadan kacirdigim suet gomlegim olabilir miydi? :) “Hayir. Iletisim tasarimcisiyim” dedigimde yuzundeki ifadeden saatlerce de anlatsam ne yaptigimi anlamayacagini hemen farkederek “reklamci” olarak cevirdim. “Ow, ben de model olmaya calisan bir ogrenciyim” cevabi o an benim icin filmin sonuna isaret etse de gercekten cok sevimli gorunuyordu, ve konusmayi onun yurutebilecegi bir zemin yaratarak ona biraktim. Kemal bir yandan cekimlerini yaparken ortam daha da samimilesmeye baslamisti. Mert beni Blue Eyes ile basbasa birakmak icin evin icinde kose kapmaca oynarken sevimli model adayindan soyle bir teklif geldi “Tunel’de cok guzel apple pie yapan bir café biliyorum. Gitmek ister misin?”
Yagmur iyice hizlanmisti. Beyoglu bombostu. Cogu kisi binalara yakin durarak yagmurun dinmesini bekliyordu. Biz ise yolun tam ortasinda kosarken semsiyenin altinda iyi bir apple pie icin gereken marmelat oranini konusuyorduk. Café’de yaklasik bir saat kadar vakit gecirdik. Ordan da bana gectik. Ne olacagini ikimiz de biliyorduk, ve ikimiz de buna aldirmadan saatlerce sevistik. Birinden hoslanmak icin derin konusmalar, gelecege dair planlar ya da ortak bir yaninizin olmasi mi gerek? Sadece fiziksel bir yakinlasma sonrasinda biriyle bir daha gorusmezseniz bu sizi kotu biri mi yapar? Ya da gorusmeye devam etseniz de konusmadan, sadece yatakta vakit gecirmenizde bir sorun var mi? Bu yastaki kisilerin bu tur seylere cok takilmadan iliski yasadiklarini dusundugum bir noktada beklemedigim o soru geldi “Seni bir daha ne zaman gorecegim?” Onu operek “bu haftam biraz yogun ama konusuruz” dedim. Benden ayrilirken kapida son bir kez beni optukten sonra cikarken bir an donup bana bakti. Sadece birkac saniye surdu. Gozleri bir daha gorusmeyecegimizi anladigini sessizce soyluyordu..ve bir daha onu aramadim.

Bu yasta biriyle daha cok yeni bir deneyim yasamis olmasam, Blue Eyes’a bir sans verir miydim? Bundan yaklasik 20 yil once yagmurlu bir sonbahar aksamustu Alacati’da kumsalda oturmus bulutlarin arasindan suzulen isikla aydinlanan ucsuz bucaksiz denize bakarak “Human Nature” dinleyen o cocuga ne oldu? Kumsalin diger tarafinda ya da okyanuslarin otesinde beni dusunen biri oldugunu hayal ettigim, “Su an O da beni dusunuyor..ama henuz karsilasmadik” diye icimde hissettigim O kisi de beni su an hissediyor mu? Yatagima uzanmis pencereden gokyuzune bakarken yine o melodi donmeye basladi..

Looking out across the night-time
The city winks a sleepless eye
Hear his voice shake my window
Sweet seducing sighs

Get me out into the night-time
Four walls won't hold me tonight
If this town is just an apple
Then let me take a bite

Reaching out to touch a stranger
Electric eyes are everywhere
See that boy, he knows I'm watching
He likes the way I stare

If they say, why, why? Tell 'em that is human nature
Why, why does he do me that way?
If they say, why, why? Tell 'em that is human nature
Why, why does he do me that way?






video

Saturday, 29 August 2009

A New Day

Beklenen telefon tam O'ndan kopma noktasina geldigimi hissettigim anda, kosu bandinin ustunde 8. tura girerken geldi. Hemen kosarak (!) havuzun oldugu alana ciktim ve sakin bir sesle telefonu actim. CJ ile telefonu "Hey" seklinde acma gibi kendiliginden gelismis bir aliskanligimiz oldugunu o an farkettim. "Hey, nasilsin?" Bu soruya o an verebilecek milyon cevabim vardi.."uykusuz ve sinirliyim", "butun geceyi telefonun ekranina bakarak gecirdim", "senden nefret ediyorum", "senden cok hoslaniyorum", "su an yanimda olmani oyle isterdim ki"...verdigim cevap tabiki "iyiyim..sen?" oldu :)

Okulu ile ilgili ugrastigini, ailesi ile bazi konulari cozdugunu anlatirken o an ajandasindaki siralamada aile ve okul sonrasinda geliyor olma fikri beni cok da kotu hissettirmemisti. Her ikisi de insanin onceliklerinin basinda gelen konular. Ta ki dun aksam Taksim'de bir arkadasinda kalip ertesi gunu temizlikci kadina yetisemeyecek sekilde ickiyi kacirmis oldugunu duyana kadar. O an sanki 36 saat once ona "dolapta hardal kalmamis, acili mi aliyim acisiz mi" gibi bir soru sormusum gibi hissettim! Benden hoslaniyor mu hoslanmiyor mu konusunu bir kenara birakirsak, ona karsi olan duygularimla ilgili kendi acimdan major birsey paylasmisken, onun arkadaslariyla ya da takildigi (!) kisi ile vakit gecirmesi, ve keyfi yerine geldigi noktada bana "hey naber?" gibi bir telefonla geri donmesi bu durumu ciddiye almadigini mi gosteriyordu? Yoksa bu yastaki kisilerin birinden hoslanma anlayisi bu mu? Su an hayatinda bir kosu arkadasi, konser arkadasi ve daha bircok farkli alanda (!) vakit gecirdigi internetten tanistigi "arkadaslari" varken, simdi benimle birlikte bu gruba bir de sanat galerisi arkadasi mi eklenmisti? O bunlarin hepsi ile kendi tabiriyle "iyi vakit geciriyordu", ve belli ki bir sorun yoktu...ben O'nu hayatimda daha ozel bir yere tasimak istedigimde aldigim karsilik "hicbirsey" olmamis gibi konustugumuz bir sessizlikti.

Haftasonu goruselim seklinde telefonu kapattigimizda 2 gundur cektigim acinin aslinda icinin ne kadar bos oldugunu gordum. Karsimdaki kisi kafa yapisi olarak cok farkli bir yerdeydi. Oysa bende yemek yedigimiz aksam "hayatini duzene koymus ve ne istedigini bilen erkekler ilgimi cekiyor, cunku yasima ragmen ben de ne istedigini bilen biriyim" derken ne istedigini bilmekten ayni seyi kastetmedigimizi simdi gorebiliyorum. Bana tanismadan once ilk kez mesaj attiginda "hoslandigin yas grubunun altinda kaliyorum ama bence karsindakini taniyarak bir sans vermelisin" derken onun "fark" olarak gordugu seyin ilgilendigi hobbyler, sevdigi mimarlar ya da olgun bir durustan ibaret oldugunu bilemezdim. Yazinin burasina kadar geldiyseniz bazilarinizin "anla iste, cocuk seninle ilgilenmiyor" diye dusundugunu tahmin ediyorum; ama konu karsilik gormemek degil..bununla basa cikabilecek kadar buyudum. Beni acitan nokta hoslandigim kisi tarafindan takildigi herhangi biri gibi "treat" edilmek...ve "Senden hoslaniyorum" gibi herkese soyleyemedigim ozel birseyi O'nunla paylasmama ragmen bu duygumu umursamayip gormezden gelmis olmasi. Sanirim birini farkli yapan, tum bu sozde ilgi alanlari ya da gorunuste (!) olgun hareketler degil, karsinda duran kisinin sana en ozelini actigi noktada ona yaklasim tarzin.

Haftasonu gorusmedik. Pazar aksami ajanstan cikip espresso almak icin Starbucks'a ugradigim bir anda telefonum caldi. Cok kisa ve net bir konusmaydi. Taksim'de takilacagini, hafta ortasina kadar da bir arkadasinin yazligina gidecegini soyledi. "Dondukten sonra seni gorebilirim" dediginde ben artik onu gormek istemedigimi biliyordum. "Donunce konusuruz" dedim ve telefonu kapattik. Bir secim yapmam gerekiyordu. Ya CJ'in beni yerle bir ettigi bu cafede bir sure daha tek basima kalarak bu yasadigim duygusal karmasa uzerine dusunecektim, ya da kendimi biran once toparlayip disari cikarak hayatima kaldigim yerden ve bir daha geriye bakmayarak yurumeye devam edecektim. Ben de bunu yaptim. Hesabi istedim, kahvemden son bir yudum daha aldim ve benim icin her zaman "orda" olacagini bildigim arkadaslarimin yanina gittim. Gercek hayatta insanlar dustuklerinde ya yenilgiyi kabul edip bir sure yerde kalarak nerde bir sorun oldugunu dusunurler, ya da o ana kadar yasadiklarindan aldiklari gucle hemen durumu kavrayip ayaga kalkarak yurumeye devam ederler. Son birkac hafta icinde yasadiklarimdan cikan tek bir sonuc vardi...CJ benim icin "o kisi" degildi. Belki ben de onun icin degildim..bunu asla bilemeyecegim cunku bana benimle ilgili duygularini hic soylemedi. Bildigim tek sey benim O'nun hayatimin bir parcasi olabilecegi fikrini sevmis olmam, ve uzun suredir kimse bende bu duyguyu harekete gecirememisti.

Istanbul Moda haftasi icin Mert bir hafta oncesinden yerlerimizi ayarlamisti. Defile oncesi Asli ve Berk'le House'da bulustuk. Ben geldigimde sarap sisesi coktan yarilanmisti. Ikisi de yuz ifademden CJ'in bundan sonra gundemimizde olmayacagini anlamisti. Benim bu tur durumlarda bir sure sessiz kalmak istedigimi bildikleri icin direkt hangi modacilarin gosterisini izleyecegimizi konusmaya basladik. Sadece Berk, ben siparis verip moda haftasi yorumlarinin oldugu bir dergi bulmak icin antreye gittigimde hemen arkamdan gelerek "inan artik daha iyi hissedeceksin" dedi ve arkamdan bana sarildi. Bu an benim icin o kadar ozeldi ki..CJ'in ya da benzerlerinin veremedigi o duyguyu bana o an Berk vermisti: "Ben senin yanindayim, ve hep yaninda olacagim". Mert de bize katilip gosterinin olacagi salonda yerimizi aldigimizda aklimda yeni heyecanlarla dolu bir sezon, yeni ortamlar, yeni projeler, yeni aldigim is teklifi, yeni insanlar ve her zaman yanimda olacagini bildigim arkadaslarim vardi.

Bugun yeni bir gun..






video

Monday, 24 August 2009

Courage to Love

12 milyon insanın yasadigi bu sehirde kendimizi zaman zaman yalniz ve bize uygun biri yokmus gibi hissetmemiz gercekten ilginc. En donanimli ve herseye hazirlikli olanlarimizin bile bazen bir sise ya da telesekreter ile “yardim” cagrisi gonderebilecek duruma gelmesi de ayri bir ironi. CJ ile yaklasik 48 saattir hicbir iletisime gecmedik. Ondan hoslandigimi kelimelere doktugum andan itibaren ortadan kaybolmasi “takil ama asla duygularini karsindakine yansitma” soylemini bir kez daha kanitlayan bir gercek mi? Birinin bizden hoslandigini dile getirmek icin dayanamayip gecenin bir yarisi kapimizda belirmesi fikri son derece etkileyici gelirken, biz bu tur bir adim attigimizda neden umutsuz ve kontrolden cikmis potansiyel sevgili konumuna dusuyoruz?

CJ’in benimle ilgili “gercekten” ne hissettigini ya da dusundugunu O bana bunlari yansitmadigi surece tabiki bilemem. Sadece davranislarindan bazi yorumlar cikarabilirim, ve su ana kadarki sessizligin olumlu bir duyguyu simgeledigini dusunmuyorum. Birinden “gercekten” hoslanip ona duygularini acmaktan cekinerek ortadan kaybolma durumu sadece Hollywood filmlerine ozgu bir mit mi yoksa gercek hayatta kayiplara karisan adamlarin cogunda bu tur bir “aslinda hoslaniyorum ama bu beni korkutuyor” tribi mi var? Benim de kayip hayaletim CJ’di. O’nun yoklugunda hayatimda cozmem gereken baska buyuk sorunlarin oldugunu farkederek yeni bir sayfa actigim gun sanirim kendimi O’nun buyusunden kurtarmaya basladigim gun olacak. Peki bu buyunun bozulmasi gerekiyor mu?


Selin dergisinin son sayisi icin gittigi Mayorka’dan doner donmez solugu W Spice Market'da almistik. CJ ile ilgili olanlar konusunda benim bir adim geride durmami, ve CJ’in kendisini bana acmasini beklememi soylerken aslinda beni haketme zevkini karsimdakine tattirmadan gereginden fazla acik davrandigimi vurguluyordu. Aslinda iki kisi arasinda yasanan ve “iliski” dedigimiz yogunlugun ne kadar “intimate” olursa olsun her zaman icin gardini koruman gereken bir strateji oyunu mu oldugunu dusunmeden kendimi alamiyorum. Birinden hoslandiginizi soyledikten sonra sessiz gecen 48 saat icinde siz kendi kendinizi yiyip bitirirken O’nun kendi hayatina devam ediyor olmasi, aslinda olmasi gereken mi? Yoksa bazilarimiz kendilerine bu sekilde yaklasan insanlarla cevrili olup bunun tadini mi cikariyor? Tipki CJ’in bana bahsettigi “etkisinden kurtulamadigi one-night stand” icin hissettigini soyledigi duygulara o adamin yanit vermemesi ve CJ'in de bunu ona soylememis olmasi gibi..birinden hoslansak bile bunu ona asla soylemeyip cool davranak 1-0 one mi gecmis oluyoruz? Yasam dedigimiz olgu zaten iliskiler disinda da gereginden fazla komplike degil mi? O’ndan hoslandigim ve bunu O’na soyledigim icin su an cezalandiriliyorum gibi hissediyorum.

Asli’nin yeni isini kutlamak icin hepimizin biraraya geldigi aksam Berk’le sigara icmek icin terasa ciktigimizda onun da bir hikayesi oldugunu biliyordum. “Kafasi karisik bir yakisikliyi dinleyecek sabrin var mi?” dediginde konusmak icin her zaman neden beni sectigini bir kez daha anladim. Kendi iliskilerimde karsilastigim sorunlari cozmekte kendimi bile sasirtan bir beceriksizlik sergilerken, sevdigim insanlarin yasamlarinda kendilerini iyi hissedecekleri yonde etkili olabiliyordum. Konu tahmin ettigim gibi Dolce’ydi. Berk ona karsi olan duygulari konusunda daha net davranmanin zamani geldigini ve bunu Dolce ile konusacagini soylediginde, duygularini daha cok yeni hoslandigi kisiye acmis ve karsiliginda koca bir sessizlikle odullendirilmis bir adam olarak bir sure sessiz kaldim :) Aralarinda bir cekim oldugunu ikimiz de biliyorduk. Dolce de iliskiler konusunda cok fazla derinlik aramayan disi bir Berk gibiydi, ama onun sinirlarinin bittigi yerde Berk’in o kesfedilmemis dunyasi basliyordu. Bazen Berk’in bu duygusal yanini kesfedecek ve onda bunu paylasma duygusunu uyandiracak ilk kadinin cennetin altin anahtarini bulmus gibi hissedecegini dusunuyorum. Buna en yakin aday da Dolce! Yaz basinda bir mekan acilisinda karsilastigimizda bana ozellikle Berk’i sormasindan ozel bir anlam cikarmamistim. Hatta bu detayi Berk’e anlattigimi da sanmiyorum, cunku o donem 3 kizi idare ettigi bir donemdi. Gecen hafta Dolce’yi Nisantasi’nda gordugumde yaninda erkek arkadasi oldugunu dusundugum bir cocuk vardi. Berk’in de hic bos kalmadigini dusunursek bu durumu cok yadirgadigimi soyleyemem. Hoslandiginiz kisilerin arkadaslarini yakin markaja aldiginiz su goturmez bir gercektir. Facebook listeleri incelenir, kim kiminle baglantili, kim kimin resmini tag etmis, “e ben bu kizin zaten bu cocukla tanistigini biliyordum” ya da “bu cocuk da hosmus, Mert’in listesinde ne isi var acaba” gibi polemikler modern cagin “sosyal” platformlarinda ardi arkasi gelmeyen bir baglanti zincirine donusturulur. Dolce'nin de yanindaki cocugu birakarak yaklasik 10 dakika ayakustu beni muhabbete tutmasinin ardinda Berk ile ilgili bir neden oldugundan cok emindim. Konu bana freelance bir is ayarlamaya calistigindan Berk’in yeni bir health club konsepti ile ugrastigina geldiginde aslinda bu kizin da Berk ile ilgili bir duygu boslugu yasadigi cok netti. Bodrum’da karsilastiklarini ama cok konusamadiklarini soylediginde Berk’le bu konuyu Istanbul donusunde bir sarap masasinda uzun uzun tartistigimizi soylesem sanirim kiz soka girerdi.

Neden oynuyoruz? Neden acikca “ben senden hoslaniyorum ve seninle daha cok zaman gecirmek istiyorum” diyemiyoruz? Bunu dersek karsi tarafla geri donusu olmayacak bir anlasma mi imzalamis oldugumuzu saniyoruz? Daha da onemlisi yakinlasmamiz icin aramiza bir mesafe mi koymamiz gerek?







video

Tuesday, 18 August 2009

Bounce

Haftasonu Nisantasi’ni biraz daha hareketli yapmasi beklenen etkinliklerden birine davetliydik. Asli’nin bir arkadasi, ailesinin 60’lardan kalma gozluk cercevelerini koleksiyon olarak satisa cikariyordu. Arabada giderken, elindekileri paraya donusturme cilginliginin bu yaza ozgu bir trend mi yoksa krizin bir uzantisi mi oldugunu dusunmekten kendimi alamadim. Ben bu tur bir olaya girissem ne satardim? Aklima ilk gelenler; tik vazolarim, parfum siselerim, son 5 sezona ait Tom Ford imzali gunes gozluklerim..gozluklerimle vedalasma fikri cok sicak gelmedigi icin listeye vazolarla baslamaya karar verdim :)

Oraya vardigimizda dusundugumuzden daha az bir kalabalik vardi. Gorunen o ki Nisantasi tayfasi icin yazin son haftasonlarini sahilde, Bodrum ya da Cesme’de gecirmek daha cazip bir secenekti. Asli ve Nesli’nin uzun bir suredir benimle tanistirmak istedikleri biri de bu “urban activity” icindeydi. Ancak son haftalarda hayatimda bir CJ gerceginin olmasi nedeniyle bu konuyu hic konusmadik. CJ haftasonu arkadaslari ile sehir disindaydi. Gitmeden bir gece once ona sarilmis uyurken iliskimizde bazi seyleri akisina birakmanin daha akillica olacagina karar verdim. O yanimdaydi..ve onemli olan belki sadece buydu. Sabaha karsi uyanir gibi olup beni gogsune dogru cektiginde, onun icin su ana kadar bahsettigi o kisilerden daha farkli oldugumu hissettim..ve sanirim sonu gelmek bilmeyen sorularimi en azindan bir sure icin bir kenara biraktim.

Asli yeni bir kariyer baslangici icin kirmizi ajansa veda ederken, vedanin adresi tabiki o kirmizi koridorlardi. Cuma aksami is cikisi hepimiz ajansta toplandik. Eski ve yeni bir cok tanidigim ordaydi. Asli’nin bu yeni baslangici olmasi gerektigi gibi yasayamadigini o yesil punch kasesinin basinda bardagini sabirsizlikla icine daldirip cikardigi an daha net fark ettim. Birseyler eksikti..yeni bir is..daha iyi bir maddi statu..en sevdigi arkadaslari..etrafinda onunla ilgilenen ve flort eden birkac hos adam…ama bunlarin hicbiri o an sehrin baska bir yerinde vakit geciren “o adam” in yoklugunu doldurmuyordu. Bazen bu son derece akilli, esprili ve guzel kadinin nasil bu sekilde yalniz birakildigini anlamakta zorlaniyorum. Tabiki fiziksel bir yalnizlik degil bu, sonucta bizler variz..Asli izin verse onunla birlikte olmak icin can atan erkekler var. Ama o, olmak istedigi kisinin yaninda degil..ve bunu degistirebilmek icin su an yapabilecegi birsey de yok. Umarim “o adam” onu kaybettikten sonra degerini anlayacak kadar akilsiz degildir.

Gecen haftasonunu bir entrika icinde geciren diger bir kadin da Akdeniz sahillerini surtunerek atese vermekten son anda kurtulan Nesli’ydi :) Davranislarinin sifresini cozmeye calistigimiz kisi, uzatmali sevgili statunde bile olmayan bir adamdi. Cinsellik ustune kurulu olmayan, ama ne senle ne de sensiz konumunda soru isaretleri ile devam eden bir iliski. Paris’de yasadigi donemde tanistigi bu adamin dusunce yapisini kac kere masaya yatirdik animsamiyorum, ama biz ne soylersek soyleyelim Nesli’nin kalbinin sesini dinleyecegi bir gercek.


Dun aksam sarabimi acip karanlikta Joy FM esliginde otururken kafamda yine o sorular vardi. Bize aci veren adamlari neden seviyoruz? O hakettigimizi dusundugumuz essiz sevgi icin oncesinde biraz aci cekmemiz gerektigi gibi bir metafora neden inaniyoruz? Biri bizden kendini cekmeye calistiginda neden daha cok ustune gidip ona deger verdigimizi ispatlamaya calisiyoruz? Oysa sevginin gercek tanimi hicbir oyun ya da entrika olmadan kollarinda uyuyabileceginiz o kisinin gecenin bir yarisi uyandiginizda hala size sariliyor oldugunu hissetmek degil mi?



Monday, 10 August 2009

Cafe del Mar

Geceyarisini gecmisti. Yetistirmem gereken bir sunum uzerinde calisiyordum. Uzun bir suredir pesinden kostugum bir marka icin magaza concept calismasini sonunda almistim. Yaklasik 2 haftadir girmedigim moda ve tasarim blogu kalmamisti. Masamin yanindaki amberin ustunde dag gibi yukselen dergilerin uzerinden balkon kapisinin camina yansiyan dolunay dikkatimi cekene kadar son derece konsantre sekilde calisiyordum. Balkona cikip Davidoff'umdan bir nefes cekerken yuzumu aydinlatan ay isigi ile ruhumun serinledigini hissettim. Sehir oyle sessiz ve huzur doluydu ki..Ilerde gordugum bogazi aydinlatan kopru isiklari..koprunun ustunden gecen tek tuk araclar. Ulus'un yuksek binalarini aydinlatan sokak lambalari..karsi apartmanin en ust katinda salonu kaplayan plazmasinda korku filmi izleyen genc cift..Saat 2'ye geliyordu. CJ'in sesini duymak istiyordum.

O da benim gibi geceyi uzun yasamayi seviyordu. Uyuyorsa nasilsa cebini sessize almistir dusuncesiyle aradim. Uykulu ama dunyanin en tatli sesiyle "Canim" diye acti. Sesini duymak icin aradigimi soyledigimde sesi daha da tatli bir tona gecti. CJ'de buldugum ne, tam olarak ifade edemiyorum. Tek bildigim O'ndan cok hoslaniyorum. Ertesi gun gidecegimiz Modern gezisini konustuk. Sarkis retrospektifi icin bir suredir bekliyorduk. Zabunyan'i ilk kez Paris'te katran enstruksiyonlarindan olusan bir sergide tanimis ve cok etkilenmistim. Istanbul Modern'deki bu sergisinde ise sanatinin degisik donemlerinden basyapitlari, bazilarini yeniden yorumlayarak kullanacakti. Enstruksiyon ve performans sanatini harmanlayan sanatcilara gercekten hayranlik duyuyorum. New York'da yasadigim donem zaman zaman Guggenheim Modern Sanat Muzesi'nde buna benzer bir cok performans gormus olmama ragmen, cok azi 2 sene once Selin'in kolumdan tutarak surukledigi Marina Abramovic'in "Seven Easy Pieces" performansi kadar beni etkileyebilmistir. Ciplak vucudunu keserek bir tuval gibi kullanan, ziyaretcilerin uzerinde yurudukleri tahta platform altinda masturbasyon yaparken izleyenleri davetkar bir sesle eslik etmeye cagiran, sahnede olu bir tavsanin tuylerini agziyla yolan bu kadinin sanat mi yoksa bir delilik mi sergiledigini soruyor olabilirsiniz. Sanat sadece duygularimiza hitap eden estetik bir "deger" midir? Yoksa duyularimizi provoke eden, gorduklerimizin gerisinde daha derin mesajlar yansitarak bizi dusunduren bir ifade sekli midir? Lirik bir soprano'nun Puccini yorumundan, cop kovalarina supurge sopasi ile vurarak muzik yapan gruplara kadar aslinda cok genis bir spekturumdan bakmamizi saglamasi, sanatin aslinda belirli bir kalip icermediginin kaniti degil mi? Gecenin bir yarisi hoslandigim kisi ile bunlari konusmak cogu kisi icin bizim deli oldugumuzu dusundurebilir..ama CJ herkes degil, ve O'ndan bu yuzden hoslaniyorum.

CJ ile ilgili kendimi boslukta hissettigim bir alan oldugunu gecen aksam gittigimiz Mario Frangoulis konserinde farkettim. Daha once yasadigi iliskiler ve ilgisini ceken kisilerle ilgili detaylar vermeye basladigi andan itibaren benden ne sekilde hoslandigini dusunmeden yapamiyorum. Anlattigi tipler ne goruntu ne de tarz olarak bana benzemiyor..Uzun zamandir kimse ile paylasmadigim turden bir derinlik hissetmeye basladigim icin bu beni daha da dusunduruyor. Ilk basta cok fazla derin dusunmeyecegim ve sadece iyi vakit gecirecegim seklinde yola cikmisken, su an midemde bir yanma hissi uyandiran bu duygunun ask olup olmadigini kendime bile sormaya cekiniyorum. En son asik oldugumda yasadigim hisleri dusundukce, CJ ile bu tur bir olasi yakinlasmanin hayatimi nasil etkilecegi konusunda gercekten korktugumu hissediyorum.


O'na karsi olan hislerimin ciddiyetini, konserden bir gun once bana gelip yemek yaptigi aksam farkettim. Yemek sonrasi "bu isik fazla" diyerek tum isiklari kapatip mum isiginda gozlerime bakarak aslinda su ana kadar tek etkilendigi kisiden bahsetmeye basladiginda cok da umursamayacagimi dusundugum bu hikayenin beni incitecegini acikcasi hesaba katmamistim. Iliski anlaminda birsey yasamadigini, su ana kadar yuzeysel seyler yasadigini ama bundan birkac ay once gercekten birlikte olmak istedigi biri ile karsilastigindan bahsediyordu. Hepimizin gecmisinde etkilendigi birileri oldu. Bunda garip birsey yok. Ancak soyledigi birsey var ki, benimle ilgili ne dusundugunu ya da dusunmedigini cok net yansitiyordu. Bu bahsettigi kisinin yas olarak kendine yakin kisilerden hoslandigini belirtmesinden dolayi kendisi bir adim atmaya cekindigini soyledi. Beni bundan daha cok carpan sozler ise bu kisi ile bir turlu konusmaya cesaret edememesinin nedeni, onunla ilerde olasi bir birlikteligin onune set cekebileceginden korkmasiydi. Duygularimi kelimelerle iyi ifade ettigime inanmama ragmen, bu cumle beni tamamen kitlemisti. Daha once yasadiklarini benimle paylasmasi O'nu daha yakindan tanimam icin cok ozeldi..ama bu hikayenin icinde "aslinda hala" hoslandigi birinden bahsetmesi ve gelecekte bu kisi ile birsey yasama istegi kalbimi acitmisti. Neden karsima hep daha onceden bitiremedigi duygularini bana yansitan kisiler cikiyor? Hoslandigim birinden "su an karsimda duran kisi benim icin ozel ve gecmisin bir onemi yok" gibi birsey duymam bu kadar mi zor? Ben neden ilgi duydugum kisilere sanki daha once hicbirsey yasamamisim safliginda yaklasiyorum? O an CJ'in hayatimin neresinde olmasini istedigim konusunda buyuk bir soru isareti ile karsi karsiya kaldim. Bir gece sonrasinda konserde ona bunu cok yansitmadim. Onunla ilgili kafam cok karismis olmasina karsin bildigim tek sey o gece, o konserde yanimda olmasini istedigim tek kisi vardi, ve O yanimdaydi.

Bu konuyu ne Asli'ya ne de Berk'e acmadim. Berk her ne kadar iliskilere daha cinsel odakli baksa da benim incinmem konusunda cok hassastir. Iliskiler konusunda yasadigim bir hezimet sonrasinda beni icmeye goturdugu aksam bu hayatta onun icin en onemli 3 kisi oldugunu, bu uclunun Annesi, kardesi ve Ben oldugumu soylediginde kendimi bu inanilmaz hos adamin en degerli listesinde oldugum icin cok ozel hissetmistim. Benim cocuksu bir yanim oldugunu ve bazen bana sarilarak icine sokmak istedigini soylerken, bu capkin cocugun kizlara karsi neden bu kadar duygusuz yaklastigini anlayamiyorum. Asli buyuk ihtimalle bu konuda kendimi geri cekmem gerektigini, artik "gercekten" benden hoslanan biri ile bir iliski yasamamin zamani geldigini soyleyecektir. Peki ben ne istiyorum? Karsimda farkli oldugunu dusundugum, gulumsemesinden bana dokunusuna kadar herseyi ile ruhumu oksayan biri varken kendimi savunmasiz hissetmekten guvenli bir alana nasil geri cekebilirim? Kendimi cok guclu hissettigim kalemde uzun bir sureden sonra ilk kez biri yuksek duvarlardan asmayi basardi..ve ben ne yapacagimi bilmiyorum. Konser sonrasi eve geldigimde yatagima uzanmis, tum bu sorulari kendime sorarken iPod'umda O'nunla birlikte dinledigimiz Cafe del Mar'dan "Adios Ayer" donmeye basladi..o ana kadar sozlerine cok dikkat etmemistim, ve aslinda O'na karsi hissettiklerimi birebir yansitiyordu..

Thinking of tomorrow
With the sunset in your eyes
I feel everything and sorrow
So I have to say goodbye
Didn`t think that we would love like this

I never thought that I would care
Slowly now I read the writing
It can free us if we dare

If there is
New love
New ways
New changes in our lives
Those times will last forever

If there is
New love
New ways
New changes in our lives
Those times will last forever
And ever..





Tuesday, 4 August 2009

Celebration

Yemek siparisi vermek icin oda servisini aradigimda yaklasik 3 gundur odadan cikmadigimizi farkettim. Isin garip olan kismi Bodrum daha once benim icin hic bu kadar eglenceli ve atesli bir yer olmamisti! :)

Teras partisinden sonra CJ ile hemen hemen her gun gorusmeye baslamistik. Aksamlari eve gelmeden once Makro’ya ugramak, reyonlar arasinda dolasirken O’nu dusunmek, eve hizlica gelip onun icin yemek yapmak..sonra kapinin calisi ve karsinizda duran o sevimli yuz ve muhtesem vucut. Uzun suredir kimseden bu sekilde bahsettigimi hatirlamiyorum. Ceren, Asli ve Mert’le Tribeca’da aksam yemegi icin biraraya geldigimizde CJ ile Bodrum’a 3 gunluk bir kacamak yapacagimi soyledigimdeki yuz ifadeleri cidden gormeye degerdi. “Ne zamandir birliktesiniz?”, “Ne is yapiyormus?”, “Gercekten cok hos biri” ve beklenen soru “Kac yasinda?” :)

Uzun bir suredir tanistigim kisilere gereginden fazla anlam yuklemeye calistigimi sanirim bu iliski ile daha net gorebildim. Gun boyunca tek dusundugum bir an once O’nunla bulusmak ve yataktan hic cikmamakti! Cok da komplike bir kriter degil sanirim :) Ceren’in iliskilerdeki “101 kuralina” ters dusen bu gelisme, o gece masanin hit konusuydu. Onun icin bir iliskide her iki taraf da benzer kosullarda olmali. Benzer maddi stabilite, benzer cevreler, benzer ilgi alanlari ve benzer yaslar! Gerci gecen aksam Buzz’da katildigi partide 20’lik bir DJ’in kucaginda “scratch” yaparken pek bu kriterleri dusundugunu sanmiyorum :) Uzatmali sevgilisinden sonunda ayrilmisti. Tum o aldatmalar, cocugun eski sevgilisi ile yeniden biraraya gelmek istedigini soylemesi, sonrasinda bir gecelik kacamak seklinde Ceren’le birlikte olup bunu yeniden bir iliskiye donusturme girisimleri ve hikayenin sonunda hem Ceren’i hem de eski sevgilisini birakarak yeni bir okyanusa yelken acmasi sonrasinda hemen hemen tum yemeklerimizin tatli oncesi muhabbeti yine bu yakisikli fotografciydi. Selin de herseye sahip, guclu ve cok cekici bir kadin olmasina karsin haftasonu icin gittigi Yunan adalarindan birinde asik oldugu motel sahibi Yunan tanrisi icin uzun sure teoriler gelistirmis hatta adamin yeni acacagi café icin tum tanitim malzemelerini ekibine ucretsiz calistirmisti. Sonunda gelinen nokta acilmayan ve sonrasinda geri donulmeyen telefonlar! Asli da uzatmali sevgilisi icin yaptigi kucuk hosluklardan her seferinde husranla geri dondugunde bana telefonda bir sonra yapacagi hoslugu heyecanla anlatirken aslinda bosa kurek cektigini ama yine de ondan kendini alamadigini satir aralarinda itiraf ediyordu. Artik kadinlarin kendilerine kotu davranan erkeklerden hoslandigi gibi bir tezim var :)

Cumartesi aksami sinirsiz Bacardi ve Cosmo esliginde Mert’in evinde toplanmaya karar verdik. Uzun suredir tum grup biraraya gelememistik. Cem bir suredir is icin Londra’daydi. Selin dergisinin son sayisi icin Avusturalya aciklarinda batmakta olan bir adaya cekim icin gitmis, sonrasinda uzak dogu alisveris cilginligina kapilarak gezisini bir hafta uzatmisti. Ceren de yeni baslayan futbol sezonu icin takimin tanitim organizasyonlari ile mesguldu. Asli ve Berk kisa haftasonu kacamaklari disinda yazi genelde Istanbul’da gecirmisti. Mert’in Cihangir’deki kucuk catikati dairesini seviyorum. Beyoglu gecelerine akmadan once alkol sinirini zorlamak icin mutlak ugradigimiz bir pre-party noktasidir burasi :) Mert cok basarili bir avukat olmasinin yani sira cok iyi bir barmendir. O gece Mert’in uzun bir aradan sonra ilk kez bizimle tanistirdigi erkek arkadasi da aramizdaydi. Onu bir suredir bu kadar mutlu gordugumu animsamiyorum. Ozellikle cocugu bizimle tanistirirken cok heyecanliydi. Ailesi ile birlikte gemi ticareti yapan, Fred Perry gomlegi ve keten Hilfiger pantolonu ile tarz sahibi sevimli biriydi. Son derece rahat ve sempatikti, ve bizim gibi disli bir gruba hemen adapte olmustu. Sevgilinin kendi arkadaslarinla sen bir caba gostermeden kaynasabilmesi bence onemli birsey. Hatta bunun iliskide daha farkli bir boyut actigini dusunuyorum. Asli’nin su lafini hep animsiyorum. Yasadigim sacma sapan bir date sonrasinda gece yarisi Starbucks’dan kaptigi bir sicak cikolata ve cookie ile apar topar beni evden toparlayip sahilde arabanin icinde moral vermeye calisirken “bir gun sana ulasamadigimizda nerde oldugunu ogrenmek icin arayacagimiz, senin yaninda oldugu icin icimizin rahat olacagi O kisi karsina cikacak, ve gercek iliski neymis bunu o zaman anlayacaksin” demisti. Bunun dusuncesi bile o kadar guzel ki..bu soz sadece o geceyi kurtarmakla kalmamis sonrasinda iliskilere bakis acimi da etkilemisti.

Gecenin ilerleyen saatlerinde CJ de bize katildi. Guzel yemek, kaliteli peynir ve kirmizi sarabin bol oldugu uzun bir masa, her zaman benim icin orda olacagini bildigim dostlarim, yeni duygulara yelken actigim genc sevgilim ve muhtesem bir Istanbul silueti esliginde Cihangir’de essiz bir yaz aksami..bazi seyler gercekten yasanmak icin sirasini bekliyor. Bunu simdi gorebiliyorum. Geceye sahildeki kluplerden birinde devam etmeye karar verdik. Bogazin o renkli isiklari altinda onunla dans ederken o an hicbirseyin onemi yoktu..sadece O ve ben..It’s a “celebration”.





© 2009 Sextourage.com All rights reserved.


video

Tuesday, 28 July 2009

Amazing

Yeni bir proje icin uzun zamandir islerini takip ettigim butik bir ajansla sonunda toplanti ayarlamistim. Yaklasik 3 haftadir ajans baskani ile bir turlu ajandalarimizi senkronize edememistik. Nisantasi'nda yasadigim donemde ayni yerde yogaya gidiyorduk ve muhabbetimiz iyidi. O zamanlar bir ajans sahibi degildi tabiki. Kendi basina PR danismanligi veriyordu, ama sahip oldugu network sayesinde buyuk markalarla calisiyordu. Maddi anlamda hicbir endisesi olmayan birinin bu denli is hayatinin icerisinde mucadele vermesini gercekten takdir ediyorum. Tanidigim benzer profiller yazlarini Turkbuku'nde, kislarini İsvicre kayak merkezlerinden sehre dondukleri aralarda oyalanmak icin kurduklari sirketlerin Armani Casa imzali tik masalarinin basinda gecirirken, Pelin bu kriz donemine karsin sektorde kendine iyi bir yer edinmis butik bir ajans kurmustu. BlackBerry'imi masanin ustunde unuttugumu farkettigimde Nisantasi'ni coktan gecmistim. Telefonsuz bir hayat benim icin basli basina bir soru isareti iken kisaca BB dedigim bu aletlerin hayatimin kontrolunu ne zaman ele gecirdigini dusunmeye calisiyorum. Apar topar arabayi geri dondurup ofise geldigimde islerimin takibinden havaalaninda sunumlari incelemeye, arabada blogumu guncellemeden aksamki konser icin organizasyon yapmaya kadar daha sayamadigim bircok isi bu kucuk ekrandan yonettigimi farkettim.

Hava cok sicakti ve Beyoğlu tam anlamiyla yaniyordu. Gec kalmamak adina Arnavut kaldirimlarini yeni ayakkabilarimla hizlica arsinladigim bir anda arkamdan bir ses duydum: "Kimden kaciyorsun?" Sadece guzel bir gece gecirdiginiz ama sonrasinda bir daha gormediginiz bir fuckbuddy'niz eminim olmustur. Olmamissa da bunun hayatinizda bir eksik oldugunu savunmuyorum :) Sesinden tanimamis olsam da yuzunu gordugum an tabiki kim oldugunu hatirladim. Onunla ilgili aklimda kalan en son kare Cihangir'de bogaza bakan loftunun asma katinda yerde sirt ustu yatarken gunes isiginin yuzune vurusu ve o meleksi ifadesiydi. Yanindan kalkerken yanagina bir opucuk kondurdugumda beni kendine cekip gitmemem icin nedenler saymasi ve saten pikenin altinda aslinda en buyuk (!) nedeni sakliyor olmasi da sanirim daha baska bir hikayenin konusu olabilir :) "Seni cok aradim, ama sanirim yine yurtdisindaydin" diye lafa girdi. Aslinda o gece sonrasinda onunla neden gorusmedigimi ben de animsamiyordum. Cok hos biriydi. Kendine ait bir isi vardi. Benzer background'lardan geliyorduk. Ama onda bizi bir iliskiye goturecek cesareti gorememistim. O an, sadece "takilarak" baslayan iletisimlerin bir "iliskiye" donusebilecegi gercegini gozardi ederek hep o "muhtesem" baslangici aradigimi farkettim. Arka planda Puccini calarken bizi kapimizin onunde operek "aradigim Sen'sin" diyecek kisiyi beklerken burnumuzun dibinde duran firsatlari kacirabiliyoruz. Ayakustu kisa bir durum update'inden sonra bana kibarca telefon numarasini yeniden verdi. Kibarca diyorum cunku ne telefonunun bende hala kayitli olup olmadigini sorguladi; ne de beni aciklama yapmami gerektirecek zor bir duruma dusurdu. Gecen hafta yasadigim "Msn'de beni nasil block'larsin" maskaraligindan sonra bu kaldirabilecegimden cok daha ince bir hareketti.

Ben bu tesadufi gorusmenin etkisi altinda Beyoglu kalabaligini yararak toplantiya yetismeye calisirken, Bogaz'in diger yakasinda gardrobunu tum dunyaya acmaya hazirlanan bir kadin heyecanla beni ariyordu. Asli sonunda blogunu tamamlamisti. Tek eksik ilk satisa cikacak 3 parcanin fotograf cekimiydi. Cumartesi gunu sabahin korunde Cihangir'de ortalik henuz sakinken cekim yapmaya karar verdik. Produksiyon icin hazirlik yapabilecegimiz mekan secimimiz tabiki Cosmo muhabbetlerimizin merkezi Whitemill'den baska bir yer olamazdi. Asli'nin tek basina dogumgununu kutladigi, benim bir date'im sirasinda merdivenlerinden paldir kuldur yeri boyladigim, Berk'in evine gecmeden once kizlari sarhos ettigi son vurus noktasi, Ceren'in erkek arkadasi ile sert kavgalarindan sonra bir iki kadehle bir sonraki round icin guc topladigi bu mekan bizim Cihangir kalemiz diyebiliriz. Kanyon Num Num, Nisantasi House ve Cihangir Whitemill'deki garsonlarin artik konusmalarimizin akisina gore mendil getirmek ya da sampanya patlatmak arasinda insiyatif kullanabilecek derecede bizim grubun bir parcasi olduklarini dusunuyorum :)

Cekimden sonra Bankaci ile bir kahve icmek icin Bebek'te bulustuk. Konser sonrasi ilk kez biraraya geliyorduk. Balet ile yurumemisti ve sanirim yine ilgi alanina girmistim :) Cilekli waffle ve sicakta yaklasik 1 saat kadar yurudukten sonra aksam bizimkilerle gidecegimiz teras partisine hazirlanmak icin ordan ayrildim. Moda tasarimi uzerine sansini denemek icin Italya'ya tasinan metin yazari bir arkadasimizin vedasi icin biraraya geliyorduk. Arnavutkoy'deki sevimli terasinda kucuk bir veda partisi olarak lanse ettigi bu fashionista etkinligin, gecenin ilerleyen saatlerinde evin icine sigmayip sahile tasacak bir teenage etkinligine donusecegini tabiki tahmin ediyordum. Asli ve Berk'in yanindan bir kadeh sarap almak icin salona gectigimde karsi koseden beni izleyen bir cift merakli gozu farkettim. Benim boylarimda cok tatli biri bana gulumsuyordu. Yaninda arkadaslari da vardi, ama o bana odaklanmis gibiydi. Terasa ciktigimda benimkilere ondan bahsettim. Berk tabiki benim icin bu gecenin odul sekerinin o oldugunu ve onu kolundan tuttugum gibi eve atmami soylerken, Asli benim kaderimin bu evde ve bu kisi ile yazilmadigini soyluyordu! Bu expression Asli ile aramizda bir espridir :) Yas ortalamasinin 18 sinirlarinda dolastigi bu partiden erken ayrilmayi dusunurken birden ilgimi ceken birsey olmustu. Sagimda ve solumda duran meleklerimi terasta birakarak iceri girdim. O yoktu. O an "Tanrim, onunla goz goze geldigim an bu hamleyi atmaliydim" diye kendi kendime soylenmeye baslayacaktim ki sirtimdan bir bardak soguk Bacardi'nin aktigini hissettim! Gizemli karakterimiz elindeki bardagi yanlislikla! carparak ustume dokmustu. Bir an bunun tanismak icin ucuz bir numara oldugunu dusunsem de yuzunun kizarmasindan bunun bir setup olmadigi cok belliydi. Tabiki bu olayin tanismamizi hizlandirdigini ve daha farkli bir boyuta tasidigini inkar edemem :) Gomlegi degistirmem icin beni eve birakmasi ve sonrasinda salonumdaki antik kilim uzerinde gecirdigimiz uzun bir gecenin ardindan, benimle tanismak icin etrafimda saskinca dolanirken heyecandan uzerime ickiyi doktugunu itiraf etti.

Uzun bir aradan sonra ilk kez biri ile vakit gecirirken gun icinde yapacagim diger seyleri dusunmedigimi farkettim. BlackBerry'imin bile nerde oldugunu bilmiyordum! :) O anin tadini cikarmak, sorumsuzca yatakta biriyle donup durmak, kahvalti edip sonra yine sevismek. Hayatta bazen birseyleri oluruna birakinca yasayacaklarimiz tahmin ettigimizden cok daha heyecan verici olabiliyor...and it feels amazing!


Monday, 20 July 2009

Achilles Heel

Havaalanlari bana her zaman sabahin ilk isiklarini ve yeni bir dunyanin gizemli kesfini cagristiriyor. Buyuk ihtimalle bunun en buyuk nedeni ilk kez tek basima Londra'ya yaz okulu icin giderken hissettigim o duygu. 12 yasindaydim ve o sabah ile ilgili hafizama yer etmis en muhtesem karelerden biri ucagin bulutlara eristigi noktada ufuktan yukselen gunesin yaydigi goz kamastirici ama bakmaniza izin verecek kadar davetkar isik huzmeleriydi. Bana yeni bir dunyaya olan yolculugumda eslik eden isik. Kolej yillarimin basinda arkadaslarimla haftasonlari Pizza Hut ve sinemaya giderken bile annemin escortlari esliginde bir kacma kovalamaca yasarken birden tek basima koca bir kitayi asarak bu muhtesem sehre gidiyor olmak o yasta bir cocuk icin buyuk bir adimdi. Havaalanlarinda yasadigim heyecanlarin zaman icinde biraz daha farkli bir boyut kazandigini soyleyebilirim :) Barcelona donusu havaalaninda karsimda oturan Surfer gibi.

Barcelona havaalaninin o sevdigim upuzun duty free'sinde vakit gecirdikten sonra kendime bir WiFi spot bulup maillerime bakiyordum. Bir sure sonra o kadar bos alan icerisinde tam karsima birinin oturdugunu farkettim. Basimi kaldirdigimda bana gulumseyen bir cift mavi goz gordum. Yurtdisinda insan iliskilerinin bize oranla daha net oldugunu soyleyebiliriz; ama bazi kacamak bakislarin kocaman bir gulumsemeye donustugu anlar beni bile bazen kitleyebiliyor. Ben de gulumsedim ve yeniden Mac'min ekranina gomuldum. O sirada birkac kisi daha bizim oldugumuz bolume geldi. Bir an wireless ceken tek alanin orasi olabileceginden dolayi onun da karsima oturmus oldugunu dusundum :) Ama bir sonraki adim bu tezimi hizlica curuttu. Nereye gittigini, nerden geldigini bilmedigim bu yabanci Istanbul ucagini bekledigimiz peronunun onunde sira beklerken birden arkamda belirdi. Kafami cevirdigimde omuz omuza oldugumuzu farkettim ve beklenen konusma gerceklesti: "Merhaba, bu sira Istanbul icin degil mi?" Bu tur tesaduflerin sonunda bir yere varmayacagini bilseniz de sadece o ani yasamis olmak bile size farkli bir enerji verir ya. Iste oyle bir andi. Barcelona'da mimarlik okudugunu, surf meraki yuzunden Cesme Alacati'ya gittigini, sonrasinda da 1-2 gun Istanbul'da gecirecegini soyledi. Ucakta yan yana oturmadik, indikten sonra birbirimize ulasabilecegimiz herhangi bir iletisim bilgisi de vermedik. O andi bunu guzel yapan, ve ikimiz de bunu biliyorduk.

Ben sehirde yokken iki kadinin guc savasi kirmizinin hakim oldugu bir reklam ajansinda dalga dalga yayiliyordu. Asli'nin patronu ile girdigi "dress code" polemiginin ona yeni bir kapi acacagini, beni ilk tartismadan sonra aglayarak aradigi gun ikimiz de bilemezdik :) Zaten elden cikarmak istedigi bazi kiyafetlerini bir websitesi uzerinden satisa cikarmaya karar verdigini ve her kiyafetle yasadigi en major hikayesini de bu bloga ekleyecegini soylediginde cevremde neden hep "smart" kisileri tuttugumu bir kez daha farkettim :) Bu acik arttirma her ne kadar Diana'nin kraliyet ailesinden afaroz edildigi donemde yaptigi auction ile dunya karsisinda saraya sergiledigi baskaldiri ile kiyaslanamasa da alt satir olarak bu girisimi bir "kadinin degisim cigligi" olarak yorumlamak zor degil. Birinden ayrildigimiz zaman ilk once onun resimlerini, sizinkinin yaninda duran dis fircasini, sizde kalmis birkac esyasini, yastiginiza sinmis olan parfumunu ya da size almis oldugu ufak tefek aksesuarlari bir kutuya koyup en yakin arkadasina gondererek O'ndan uzaklastigimizi dusunmek gibi. Bazen bu bahar temizligini baska birinin duygulari ile oynayarak daha farkli bir boyuta tasiyanlar da var. Little Devil gibi. Ilk konusmamizda beni mesafeli oldugum icin cekici buldugunu soyleyen, ikinci konusmamizda yurtdisindayken online oldugum zamanlarda cevap veremezsem yanlis anlar dusuncesiyle onu Msn'de engelledigim icin buyuk bir olay cikaran, benim tum 'bak daha tanismadik, sen buyuk ihtimalle kafanda bitiremedigin bir iliskiyi benimle bu sekilde tartisarak ben O kisi gibiymisim gibi bana yansitiyorsun' uyarilarima 'ben onu bitirdim, su an sen varsin ve ne istedigimi biliyorum" gibi yanitlar veren Little Devil. Aslinda ona bu ismi vermemin nedeni yaptigimiz konusmalardan birinde benim iPod'umda "even the devil wouldn't recognize you" donuyor olmasi :) Yoksa iyi kalpli biri oldugundan eminim! Ancak is iliskilere geldiginde siz ne kadar karsi taraftan olgun davransaniz da O'nun soyledigi bazi sozlere inanmak istiyorsunuz. Buyuk heyecanla bekledigini soyledigi ilk yuz yuze tanismamiza evinin dibinde bulusmamiza karsin 15 dk gec gelen, sonrasinda da bu gec kalmanin ex-erkek arkadasi ile telefonda yaptigi bir gorusmeden dolayi oldugunu anlatirken goz yaslarina bogulan bu kisiye karsi siz olsaniz nasil yaklasirdiniz? Tabiki dinledim..yaklasik 2 saat kadar bana onu unutamadigini, nasil bu noktaya geldiklerini anlayamadigini, artik beraber olamasalar bile O'nun gibi birini bir daha asla bulamayacagini soylerken kendini dusurdugu durumun farkinda miydi cok merak ediyorum! Daha tanismadan birbirine anlamlar yukleyen kisileri anlamiyorum; ama biri ile "date" olarak bulusuyorsan ve ona tanismadan "buyuk" laflar ediyorsan o zaman tanistiginizda karsi taraftan o sekilde etkilenmesen bile en azindan "karsima O'nun gibi biri asla cikmayacak biliyorum" gibi tum konustugunuz seyleri yerle bir eden bir cumle kurmazsin. Cesme'den donerken arabada bunlari dusunuyordum ki guney sahillerinden atesi yuksek bir erkek iliskiler konusunda destek icin telefonumu caldiriyordu. Berk haftasonu icin Bodrum'a gitmisti ve yaninda sadece yatagini paylastigi bir kiz arkadasi da vardi. Ancak uzun suredir pesinde kostugu ve takinti haline getirdigi baska bir kizla Burc Beach'de karsilasmisti; ve ne yapmasi gerektigi konusunda acil yardim almak icin kendini bara atarak beni aramisti. Erkeklerin henuz cinsel bir yakinlasmaya girmedigi kizlari biraz daha kutsal ve erisilmez bir noktaya koydugu bir gercek. Dolce'nin de Berk icin bu kategoride bir kiz oldugunu dusunuyordum bir suredir. Ancak gectigimiz haftalarda yasadigi iliski bunalimi sirasinda da digerlerini kiyasladigi kisinin hep Dolce oldugunu dusundugumde Berk gibi iflah olmaz bir Sex Tanrisinin bile bir kiz karsisinda savunmasiz bir noktasinin oldugunu gormek benim icin cesaret vericiydi. Achilles Heel :)

Bizi en kiran kisinin bile bir baskasi tarafindan incinebildigini gorebiliyoruz. Bu kimi zaman bizim gozumuzun onunde gerceklesiyor, kimi zaman haberimiz bile olmayabiliyor. Kabbalah dusunce sistemine gore bize hayatimizin bir doneminde kotu davranmis kisilerle icimizde barisip onlar icin iyi seyler dilememizin bize isik olarak geri donecegine inanilir. Isik da Tanri'nin bu dunya uzerindeki yansimasidir. Ucagimin kalkisini bekledigim peronda bu yazimi tamamlamaya calisirken arkadaslik ya da duygusal anlamda beni kiran kimse icin kotu dileklerimin olmadigini farkettim. Bizi kiran ya da bilincli olarak bize zarar vermek isteyen pek cok kisi, biz onlarin aci cektigini gorelim ya da gormeyelim hic farkinda olmadiklari o karanlik icinde debelenip duracaklar. Onlar icin tek dilegim uzaktan o isigi gorup ona ulasmak istediklerinde onlar icin artik cok gec olmamasi. Bulutlarin icinden alcalmaya basladigimizda bu gizemli sehir bir kez daha tum isiltisiyla beni karsiliyor. Yeni bilinmezlikler ve heyecanla bekledigim surprizleriyle.






Saturday, 11 July 2009

The Little Prince

Bir iliskiye basladiginizda ‘tekil benliginizi’ deri bir kilif icerisine yerlestirip dolabinizdaki favori Prada’nizin yanina asmaniz mi gerekir? Geceler boyu tek basiniza yataginiza uzanmis tavani izlerken uzerine saatlerce kafa yordugunuz ‘birlikte’ olma arzunuzun bir gun donup dolasip sizi sirtinizdan vurabilecegini hic dusundunuz mu? Bir iliski icindeyken kendinize ait bir 'alan' arayisiniz o iliskiden uzaklastiginiz anlamina mi gelir? Sadece bu sehirde degil, dunyanin pek cok yerinde biz bekar sehirlileri daha derin sorulara surukleyen, tam da aradigimiz o dinginligi buldugumuzu dusundugumuz noktada ortaya cikan bir dilemma.

Asli’nin ‘olmak ya da olmamak’ boyutuna yaklasan iliskisinde ‘inkar’ asamasindan ‘yon degistirme’ asamasina geldigi guzel bir Istanbul sabahinda Bebek’de sabah kosumuzu yaparken aslinda iliski icinde ya da disinda olalim soylenmeye ne kadar merakli oldugumuzu dusundum. En mutlu oldugumuzu soyledigimiz zamanlarda bile aslinda ‘daha iyi’ olabilecegine inandigimiz o sonu gelmez kriterler, genellikle Starbucks sohbetlerinin bir numarali konusu haline gelir. Bir ara sirf bu yuzden Kanyon Le Pain’e her gidisimde bir top vanilya dondurmali elmali tart siparisimin yaninda Berk’in yoga derslerinde Mac’den goturdugu 20’lik citirlari, Ceren’in hareket eden her disi varliga atlamaya hazir iflah olmaz yakisikli fotografci sevgilisini, ya da Asli’nin derin sessizlikler icinde salondaki buyuk koltuga gomulerek yasadigi askini da adisyonun bir parcasi yaptigimi dusunmekten kendimi alamiyordum. Servisi yapan ekibin cogunun degismesi ile Pazar sabahlari organik ekmek tabagi ve Praline esliginde cogu zaman freelance toplantilarimi da yaptigim bu mekanda sifirdan bir baslangic dusuncesi guzel bir duygu :)

Asli’nin uzun bir suredir bana ayarlamaya calistigi Bankaci’ya bir sans vermek adina gectigimiz hafta onu jazz festivaline cagirdim. Kurucesme Arena’da tamamen jazz, bira ve Bogaz’in eslik ettigi keyifli bir gece olmasini umuyordum. Yaklasik 2 aydir ‘what’s up champ?’ ya da ‘arkadasim guzel bir gun diliyorum’ seklinde gecen mesajlasmalarimizin bir gece bana alt yazisi olmayan ve 3 saat suren bir hint filmi izletmesi ile biraz boyut degistirdigini kabul ediyorum. Bu degisimin nedeni tabiki pismis tavugun basina gelmemis turden olaylar yasayan Ranj’in hikayesi degildi. O gece bana daha farkli ve kirilgan bir yonunu acmaktan cekinmemisti. Belki de 2 aydir ilk kez onun farkli bir yonunu kesfetmistim; ya da o gece O bunu kesfime acmisti. Sonraki birkac gun daha siklasan telefonlar ve mesajlarin ardindan Asli’nin da verdigi gazla onu bu konsere davet ettim.

Aksam 8 gibi beni evden alacagini soyledi. Konser de bana yakin oldugu icin kabul ettim. Genelde evden alinip eve birakilmayi pek sevmem. Liseli tribi gibi gelir; ama dogru zamanlarda etkileyici olabiliyor :) Giyiminden arabanin kapisinda beni elinde en sevdigim likörlü cikolata ile karsilamasina kadar hersey kusursuzdu. Birazdan Michael Bolton sarkilari ile essiz bir gece gecirecegimizi de dusundugumde havada urkutucu bir mukemmelligin olmasi kacinilmazdi sanirim :) Oraya vardigimizda biri ile mesajlasmaya basladi. Bastan bu cok dikkatimi cekmemisti, ama bu mesajlasma ritueli sonrasinda benden uzaklasarak yaptigi uzun bir konusmaya donustu. O an kendimi Arena’nin tam ortasinda tek basima Istanbul’un romantizm arayan elit gencleri ile karsi karsiya buldum. Istanbul’da bu kadar cift var ise yalniz oldugunu soyleyen o sessiz cogunluk nerede? Kesinlikle o gece orda degildi! :) Bir sure sonra yanima geldi ve bir arkadasinin da orada oldugunu soyledi. Bunu ozellikle bana belirtmesinden bu arkadasin farkli bir arkadas oldugunu hemen anladim tabiki. Zaten biz bunlari konusurken yanimiza 1.90 boylarinda son derece hos bir cocuk yanasti. Gizli telefon konusmasinin kahramani gizemli balet! Bizi tanistirdi ve bira almak icin ortadan kayboldu. Cocuk benden, ben de cocuktan yana nasil yaklasacagimizi bilemedik. Garip bir durumdu. Buyuk ihtimalle o da Bankaci'nin o aksamki konsere 'bir arkadasi ile gelecegini' soylediginde benim gibi birini dusunmemisti. Ben ‘ne is yapiyorsun’ diyerek sonu gelmeyecek anlamsiz bir muhabbeti baslatmis bulundum. Duygulara hitap eden bir is yaptigini soyledi. Tanrim, daha da derin bir gizem! :) Ben de psikolog mu oldugunu sordum - nedense o ortamda aklima duygulara hitap eden bir is olarak ilk o geldi. O israrla ne oldugunu soylemeden ‘performansa dayali bir duygu akisi’ oldugunu soyledi. O an bu tanima uyan bircok farkli is aklima gelmis olmasina ragmen (!) cok fazla lafi uzatmak istemedigim icin uzakta farkettigim bir arkadasimin yanina gitmek icin yanindan ayrildim. O an aklimdan binbir soru geciyordu. “Burda ne isim var?”, “Bu cocugun burda ne isi var?”, ve “Neden yine ben!”. Dondugumde cocuk gitmisti ve Bankaci da beni ariyormuscasina ‘sen nerdesin?’ diyererek kolumdan tuttugu gibi oturacagimiz yere dogru beni surukledi. Tum gece o cocukla mesajlastilar, ve konser sonrasinda benim 'sen ne yapiyorsun, o cocugun senden hoslandigi cok acik. Bu firsati kacirma' konusmamin ardindan onun yanina gitti. Konser basladiginda o an yanimda oturan kisinin aslinda baska biri olmasini hayal ettigimi farkettim. O ani 'gercekten' benimle paylasacak ve ‘degerli’ kilacak biri. O koca arenada sadece “O ve Ben” varmisiz gibi hissedecegim biri.

Konser cok guzeldi..1989'da ilk Ingilizce sarki soylemeye basladigim donemlere goturdu beni...How can we be lovers if we can't be friends....Georgia on my mind...How am I supposed to live without you...Sinatra'dan 3-4 klasik...Pavarotti'nin anisina Nessun Dorma. Adam cidden cok iyidi. Gozum Kenny G'i aradi, ama tabiki Istanbul icin oyle bir hosluk biraz zor. Bastan herkes oturuyordu. Konserin ortalarina dogru VIP'deki azgin kadinlar sahneye cikmaya varacak bir yakinlasma ortami yarattilar. Bolton’nin bodyguardlari hemen sahnenin onunu sardi :) When a man loves a woman'i aramiza girerek soyledi..cok guzeldi. Bir suru couple vardi..onumde..yanimda..sagimda solumda..cok hos cocuklar ve guzel kizlar..stylish & urban giyim tarzi..el ele biralarini icip Michael Bolton'i dinlediler..sanki hic sahip olamayacagim bir hayati yansitiyorlardi..biriyle el ele bir konser izlemek ve elini omuzuna atip yanagina bir opucuk kondurarak "seni seviyorum" demesi. Zaman zaman bu duygularima tam karsilik gelen kisinin aslinda cok yakinimda oldugunu ama henuz karsilasmadigimizi dusunuyorum. Bazen ise o sanki bu gezegende degil gibi..ama sunu artik cok iyi biliyorum ki, bazen yalniz olmak yaninda sadece ‘biri’ olmasindan cok daha huzur verici. Bir gun dolunayin uzerinden bir suredir sizi izleyen o “kucuk prens” in gelecegine inanmak.

Pek cok kisinin favori kitabi oldugunu iddia ettigi - cogu bir kez bile okumus mudur emin degilim - bu kitabin bir cocuk kitabi olmasinin nedeni belki de kucuk prensin sadece bir cocugun safliginda anlasilabilmesi. Hayatin her yonune bir gonderme yapan bu kucuk kahramanin su sozleri ‘O’ kisiye ulasan zorlu yolculugumuzu cok guzel ifade ediyor.

"What makes the desert beautiful," says the little prince "is that somewhere it hides a well."




Wednesday, 24 June 2009

Survivor

Istanbul'da yazinizi gecirmek aslinda hic de gorundugu kadar kotu bir secenek degildir. Herseyden once isinize daha rahat gidersiniz, cunku trafik yoktur. Haftasonlari favori mekanlarinizin onunde sira beklemeden bos bir masa bulabilirsiniz. Bir turlu vakit bulamadiginiz Starbucks muhabbetleri yerini sahilin ve acikhavanin bas dondurucu karisimina birakir. Ortakoy'den Bebek'e uzanan sabah kosulari saglikli bir cardio routine olmanin otesinde sizin gibi sehirli yalniz savascilar ile kacamak bakislarin dansina donusebilir. Asli ve Ceren ile gecen haftasonu Ortakoy HouseCafe'de iliskiler uzerine uzun ve derin degerlendirmelerimizin ardindan bilimsel sureclerin tikandigina karar vererek kahve fali icin apar topar Ceren'in bir arkadasini yanimiza cagirmamiz da Istanbul'da yazi geciren biz sehirlilerin baska bir ironisi. Neden gelecegimizi bilmeye bu kadar hevesliyiz? Icinde bulundugumuz hosnutsuz durumdan 2 vadeye kadar cikacagimizi bilmek o an yasadigimiz depresyonu ortadan kaldirir mi? Ya da fincan dile gelip ayrildiginiz kisinin aslinda ne kadar acilar icinde size geri donmek icin can attigini soylese son 3 haftadir sizin yasadiginizdan bile haberdar olmayan bu adama karsi bir sempati hisseder miydiniz?

Gelecegi bilmek istiyoruz, cunku hicbir zaman su animizdan mutluluk duyamiyoruz. Karsimizdakilerle ne zaman konusmaya baslasak ya gecmiste yasadiklarimizdan ya da gelecekte sahip olmak istediklerimizden bahsettigimizi hic farkettiniz mi? Asil anlarin sessizlik icinde gecen diyaloglarda sakli oldugunu hic dusundunuz mu? O an..sadece sen ve o. Bu uzakdogu dinginligi sehrin diger yakasinda baska bir kadinin iliskisini sona erdiren bir neden de olabiliyor. Mojito'larimizi yudumlayip hayati sorgularken Asli son 3 aydir birlikte oldugu erkek arkadasi ile iliskilerini sonlandirmasinin nedeninin 2 haftadir onunla hemen hemen hic konusmamasi oldugunu bizim disimizda HouseCafe'deki diger masalari da isin icine katarak anlatirken bu teoriyi daha ust bir mantraya tasiyordu. Erkeklerin her konuyu masaya yatirip tartismaktan, ya da is ve spor disinda cok fazla konusmaktan hoslanmadigini sanirim hepimiz biliyoruz. Bu konunun tabiki Cosmo sayfalarini doldurmak amaciyla ici sisirilmis bir boyut kazandigi cok acik; ancak bir iliskide en cok ihtiyac duydugumuz "sevilmek" gibi essiz bir duyguyu sadece kelimelerle anlamlandirmaya calismamiza bir anlam veremiyorum.

Dun aksam Berk'le birlikte Kurucesme'de acilan yeni bir mekana gittik. Beyaz agirlikli dekorasyonu ve agac aksesuarlari ile tam bir Yunan tavernasini andiran, Akdeniz yemekleri, kaliteli peynir ve sarabin on plana ciktigi guzel bir ortamdi. Ayrica her bir kadeh Berk'in dilini daha da cozdu. Her zaman secilen degil secen tarafda oldugunu savunan bu Yunan tanrisinin gecenin sonunda aglayarak 'ama ben onun icin herseye hazirdim' demesi benim acimdan farkli bir alegoriydi. Aslinda hicbirsey gorundugu gibi olmayabilir. Bunu hic dusundunuz mu? Belki de uykusuz gecirdigimiz pek cok gecenin nedeni olan oykunun bas kahramani, satosunun duvarlari ardinda hic dusunmedigimiz kadar savunmasiz ve yalniz olabilir. Degismeyen tek gercek ise hayatta bu rollerin bazi kisiler arasinda soze dokulmemis bir anlasma ile paylasilmis oldugu. Satosunda yasayan guclu prens ve oyuncaklar vadisinin peri kizi. Oyuncagi her elinden alinisinda aglayip sizlanmak yerine kendisine baska bir yon bulan gercek bir savasci. Antik Misir filozoflarinin tarihin gizemli sayfalarina kazidiklari su soz bence duygularimi cok guzel ozetliyor: “A warrior must only take care that his spirit is not broken”.